Başlamadan önce bir ayrımı yapmakta fayda var: Gözüne soka soka bir şey öğretme derdi olan, pedagoglar tarafından iştahla tavsiye edilen kitapları eğitim kitapları sınıfında değerlendiriyor; hayatı ilk defa görülen bir manzara gibi nefis bir seyir penceresinden izleme imkanı veren kitapları çocuk edebiyatı başlığında coşkuyla okuyoruz. Hayallerin de hayata dahil olduğu, soyut alemin sınırsızlığı karşısında zihnin salıncağa binmiş bir çocuk gibi yaşama coşkusuyla dolduğu bir mecra çocuk edebiyatı.

“Büyümek çocukluğu öldürmek değil”

Bütün bu çocuksuluk bir yana eğer bir yaş sınırlamasından bahsedeceksek bunu yetişkin edebiyatı için yapmak gerekir. Çocuk edebiyatı yaşsızdır. Saflığın ve sınırsızlığın binbir türlü tasvirine yelken açan o pencerenin başına her yaşta oturabilmek kadar doğal ne olabilir? Yine L’Engle’dan bir alıntı yapalım: “Şu anda şimdiye kadar yaşadığım bütün yaşlardayım. Bir çocuğum, ergenim ve yetişkinim. İçinden geçtiğim hayat dönemlerini unutmak, mesela ‘çocukluğu bir kenara bırakmak’ bir nevi intihar. Bütün yaşadıklarım şu an hayatımın bir parçası ve beni ben yapan yönlerim. Üç yaşındayken duyduğumuz, onüç yaşındayken veya yirmiüç yaşındayken hissettiğimiz, dokunduğumuz, tattığımız şeylerin toplamı bizi yetişkin yapan şey. Elbette tekrar çocuk olmak istemiyorum ama bir çocuğun hayata önyargısız bakış açısını ve neşesini 51 yaşındayken içimde taşıyabiliyorsam o zaman yetişkinliğin ne demek olduğunu hakkıyla öğrenmişim demektir.”

Arkadaş Yayınları arasında yer alan ve 3 adet de devam kitabı olan Zamanda Kıvrılma kitabında tam olarak bu anlattığı olgunluğu sergiler L’Engle. Kitabın farklı yaş gruplarından olan çocukları ve anne baba karakterleri üzerinden insani zaafları ve değerleri gözlemleriz. Her yaşta hepimizin içinde var olan iyi-kötü savaşını bir bilim kurgu macerası üzerinden seyrederiz. Bütün bu gözlemlerin yanı sıra zamanda yolcuğa, beşinci boyuta, başka alemlerdeki canlıların varlığına şüphe duymadan inanır, fizik ve matematiğin sıkıcı rakamlardan ibaret olmadığını, evrenin sınırsızlığının hayallerin gerçekleştirilebilirliğini ispatlayan birer araç olduğunu okuruz heyecanla. Yetişkinlere ait sanılan dünyadaki yenilgilerin biraz çocuksu umutla ve cesaretle nasıl da zafere dönüşebileceğini anlatır L’Engle ve inandırır da.

Çocuğuna yazdı dünya klasiği oldu

Görünüşte okul öncesi çağa hitap eden A.A. Milne’in meşhur Winnie the Pooh’unda da benzer bir alt metinle karşılaşırız. A.A. Milne’in 1926’da 5 yaşındaki oğlu Cristopher Robin’e anlattığı masallardan oluşan Winnie the Pooh karakterleri küçük Christopher’ın gerçek oyuncakları aslında. Babasının masallarında her biri canlanır birer karaktere bürünür ve ormanda Christopher’la birlikte maceralar yaşarlar. Birçok akademik çalışmaya konu olmuş, yazarlara ilham vermiş, çeşitli uyarlamaları yapılmış Winnie the Pooh’un başarısı büyük ölçüde dahice kurgulanmış alt metninde gizli. Her biri farklı insan karakterlerini temsil eden bu hayvanlar ve yaşadıkları her olay, bir çocuğun gözünden yetişkinler dünyasını tasvir eder. Dünyaya dair iyi kötü bütün karakter özelliklerini en temel haliyle yüklediği bu hayvanlar üzerinden Christopher “herkesi anlama” pratiği yapar aslında. Yalın bir psikoloji eğitimi bir nevi. Bir yandan da hayatı olduğu gibi basitçe seyretmek için öğelerine ayırmış Milne.

Kitabın en sevdiğim diyaloglarından biri:
“Bugün günlerden ne?” diye sordu Pooh.
“Günlerden bugün” diye cevap verdi Piglet.
“En sevdiğim gün” dedi Pooh.
Kitabın orijinalinden bire bir çevirisi 4 cilt halinde Kabalcı yayınları arasında bulunuyor.
Biraz da aşktan bahsedelim
Çocuk edebiyatındaki eserler felsefî alt metni kadar romantik metinleriyle de yaşsızlığını ispat ediyor çoğu zaman. Mesela İletişim Yayınları arasında bulunan Ay Tutulması. Tasarımının şahaneliği bir yana naif bir masalı o kadar gerçek bir kurguyla anlatır ki Ay Tutulması eğer biraz duygusalsanız gözlerinizi doldurabilir bile. Ay tutulmasında tanışıp sonra bir türlü kavuşamayan kavuştukları kısacık akşamüstü vaktinde bile medcezire sebep olan Gece ve Gündüz’ün imkansız aşk hikayesini okuruz kitapta. Etrafımızda olup biten doğa hareketlerinin her birine yakından bakınca nasıl da birer doğaüstü masala dönüşebildiğini, doğanın içindeki minicik yaratıklar olan insanlararası ilişkilerin maksimum alemdeki versiyonunu heyecanla okuyabileceğiniz müthiş bir masal bu.

Ay Tutulması

İdeolojik tebliğ için en özgür alan
Tabii çocuk edebiyatının çok masum olduğunu da söylemek doğru değil. İdeolojileri sembolik ifadelerle subliminal olarak anlatabildiğiniz yazması büyük ustalık isteyen bir alandan söz ediyoruz. Birçok meşhur çocuk edebiyatçısının aynı zamanda gazeteci, asker, siyasetçi gibi meslekler yapmış olması bunun en büyük ispatı. İtalya’nın en mühim çocuk edebiyatçısı Gianni Rodari’nin masallarını biraz incelediğinizde alt metindeki zamanında ülkesindeki faşist düzene karşı savaşmış Rodari’nin mesajlarını açıkça görebilirsiniz. Fakat bu zekasını naifliğiyle sunan adam hayal gücüyle kalemini öyle şahane yoğurur ki dünyayı tasvir etme biçimine hem gülümser hem de zihninizi nasıl açtığına hayran kalırsınız.

Soğan Oğlan en meşhur kitabı olsa da benim favorim Yalancılar Ülkesi. Kitabı bitirince içinizdeki devrimciye merhaba demeyi unutmayın. Tabii subliminal mesaj deyince Michael Ende’nin modern kapitalist dünyayı yerden yere vurduğu şaheseri Momo’yu saymamak olmaz. Nazileri ve Yahudi soykırımını bir masal gibi ustalıkla anlatan ve şimdiye kadar yapılmış en mahir Yahudi propagandasına imza atmış John Boyne’un Çizgili Pijamalı Çocuk kitabı ise çocuk edebiyatının zeki yazarlara sunduğu imkanları anlatmak açısından önemli bir örnek.

Meraklısına 20. yüzyıl boyunca “devrimcilerin” her yaştan çocuğun zihnine siyasi görüşlerini nasıl enjekte ettiğini anlatan bir araştırma kitabı da var: Asi Çocuklara Öyküler. Radikal çocuk edebiyatının örneklerini temaşa açısından önemli bir kaynak.
Özetlemek gerekirse çocuk edebiyatını yetişkin edebiyatının şairane bir özeti olarak görmenizi, şu meşhur büyük resmi görebilmenin türlü imkanlarını sunduğunu unutmamanızı, yaşlılığın arkasına sığınıp bu şahane dünyadan mahrum kalmamanızı dilerim.

Zeynep Sevde Paksu